Yabancılar ve Göç Hukuku

Geri Gönderme Merkezlerinde Çocukların Fiilî İdari Gözetimi: Çocuğun Üstün Yararı, Aile Birliği ve Alternatif Tedbirler

Yabancılar ve Göç Hukuku Yazıları

Geri gönderme merkezlerinde (GGM) kalan çocukların önemli bir bölümü hakkında ayrı bir idari gözetim kararı bulunmaz. Çocuk, hakkında karar verilen anne veya babasının yanında olduğu için merkezdedir. Hukuken "gözetim altında" sayılmayan, fiilen ise çıkması mümkün olmayan bu durum, çocuğun özgürlüğünden yoksun bırakılıp bırakılmadığı sorusunu doğurur. Bu yazı, söz konusu fiilî durumun hukuki niteliğini ve çocuğun üstün yararı ilkesinin bu değerlendirmedeki yerini ele almaktadır.

Sorunun somut görünümü

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun (TİHEK) İstanbul Çatalca Geri Gönderme Merkezine ilişkin 2026/45 sayılı ziyaret raporu — 16/7/2026 tarihli ve 2026/778 sayılı Kurul kararıyla kabul edilmiş olup 6-7 Ekim 2025 tarihli ziyarete dayanmaktadır — merkezde anneleriyle birlikte kalan 44 çocuk bulunduğunu, refakatsiz çocuk bulunmadığını tespit etmiştir.

Rapora göre merkezde 3-6 yaş grubu için okul öncesi etkinlikleri, 6-12 yaş grubu için Çocuk Gelişimi Bölümü mezunu personel tarafından yürütülen etkinlikler düzenlenmektedir. TİHEK, tavsiyeleri arasında 6-12 yaş grubundaki çocukların eğitimlerinin devamının sağlanmasına ilişkin tedbir alınmasını önermiştir. Bu tavsiye, merkezde yürütülen etkinliklerin örgün eğitimin yerini tutmadığının kurumsal olarak tespit edildiğini göstermektedir.

Çocuk hakkında karar yoksa gözetim de yok mudur?

Hukuki durumun biçimsel görünümü şudur: idari gözetim kararı anne hakkındadır, çocuk hakkında değildir. Ancak özgürlükten yoksun bırakmanın varlığı, kararın kime yazıldığına göre değil, kişinin fiilen içinde bulunduğu duruma göre belirlenir. Bir çocuk, kapalı bir tesisten kendi iradesiyle ayrılamıyorsa, hakkında yazılı bir karar bulunmaması bu durumu hukuken başka bir şeye dönüştürmez.

Bu noktada üç seçenek ortaya çıkar ve her biri kendi sorununu doğurur:

  • Çocuğun anneyle birlikte merkezde tutulması: Aile birliği korunur, ancak çocuk fiilen özgürlüğünden yoksun kalır ve eğitim hakkı kesintiye uğrar.
  • Çocuğun anneden ayrılarak koruma altına alınması: Özgürlükten yoksunluk sona erer, ancak aile birliği bozulur ki bu, çoğu durumda çocuğun üstün yararına daha ağır bir müdahaledir.
  • Anne ve çocuk hakkında birlikte alternatif yükümlülük uygulanması: Her iki sakınca da ortadan kalkar.

Üçüncü seçenek, mevzuatın da işaret ettiği yoldur. Sorunun kaynağı, ilk iki seçeneğin bir ikilem olarak sunulmasıdır; oysa hukuken üçüncü bir yol mevcuttur.

Kanun düzeyindeki dayanaklar

Tartışmaya, YUKK m. 59'dan başlamak gerekir. Bu madde geri gönderme merkezlerinde sağlanacak hizmetleri sayarken iki hükümle çocuklara özel olarak yer verir:

  • m. 59/1-ç: "Çocukların yüksek yararları gözetilir, aileler ayrı yerlerde barındırılır."
  • m. 59/1-d: "Çocukların eğitim ve öğretimden yararlandırılmaları hususunda, Millî Eğitim Bakanlığınca gerekli tedbirler alınır."

Bu iki hüküm, konumuz bakımından iki yönlü bir sonuç doğurur ve her ikisi de açıkça söylenmelidir.

Birincisi ve dürüstçe belirtilmesi gereken yön: kanun koyucu, ailelerin — dolayısıyla çocukların — geri gönderme merkezlerinde bulunabileceğini öngörmüştür. "Aileler ayrı yerlerde barındırılır" ifadesi, çocukların merkezde bulunmasını mutlak biçimde yasaklayan bir hüküm değildir; aksine bu durumu varsayar ve koşullarını düzenler. Bu nedenle çocukların GGM'de hiçbir şekilde bulunamayacağı yönünde bir iddia, kanunun lafzıyla desteklenemez. Tartışma, mutlak bir yasak üzerinden değil, ölçülülük ve alternatif tedbirlerin önceliği üzerinden kurulmalıdır.

İkincisi: buna karşılık m. 59/1-ç, çocuğun yüksek yararının gözetilmesini merkez idaresine kanunla yüklenmiş bir ödev hâline getirmiştir. Bu, takdire bırakılmış bir tavsiye değildir. m. 59/1-d ise çocukların eğitim ve öğretimden yararlandırılması için gerekli tedbirlerin alınmasını Millî Eğitim Bakanlığının görevi olarak düzenlemiştir. Dolayısıyla merkezde okul çağındaki bir çocuğun eğitimine erişememesi, yalnızca bir imkân eksikliği değil, kanunla görevlendirilmiş bir kamu idaresinin yerine getirmediği bir ödev sorunudur. TİHEK'in 6-12 yaş grubu için eğitimin devamına ilişkin tavsiyesi, tam olarak bu hükmün gereğine işaret etmektedir.

Buna m. 57/A/3 eklendiğinde tablo tamamlanır: m. 57/2 kapsamında olup da idari gözetim altına alınmayan yabancılara alternatif yükümlülüklerden birinin ya da birkaçının getirilmesi zorunludur. Yani beraberinde çocuğu bulunan bir anne bakımından idari gözetimden vazgeçilmesi, kişinin denetimsiz kalması anlamına gelmez; kanun bu durumda alternatif bir yükümlülük uygulanmasını emretmektedir. "Gözetim ya da hiçbir şey" biçimindeki ikilem, kanunun kurduğu sistemde mevcut değildir.

Yönetmelikteki ölçütler

İdari Gözetime Alternatif Yükümlülüklere İlişkin Yönetmelik (RG 14.09.2022, S. 31953), bu üçüncü yolu ayrıntılandırmaktadır.

Yönetmelik m. 5/4, idari gözetime alternatif yükümlülüklere tabi tutulup tutulmayacağına ilişkin değerlendirme yapılırken yabancının özgürlük ve güvenlik hakkı, aile bütünlüğü, çocuğun yüksek yararı ile kamu düzeni, kamu sağlığı ve kamu güvenliği dengesinin gözetileceğini hükme bağlar. Çocuğun yüksek yararı, burada takdir yetkisinin serbestçe kullanılabileceği bir alan değil, değerlendirmede zorunlu olarak tartılacak bir ölçüttür.

Yönetmelik m. 7/1, değerlendirmenin bireysel yapılacağını ve kişinin özel ihtiyaç sahibi veya hassas durumda olan bir birey olup olmadığı, yaşı, sağlık durumu, cinsiyeti ve ailevi durumu gibi özelliklerinin dikkate alınacağını öngörür.

Yönetmelik m. 4/o, "özel ihtiyaç sahibi" tanımı içine refakatsiz çocuğun yanı sıra beraberinde çocuğu olan yalnız anne ya da babayı da dâhil etmiştir. Bu tanım, konumuz bakımından belirleyicidir: çocuğuyla birlikte bulunan yalnız anne, mevzuatın kendi sınıflandırmasına göre özel ihtiyaç sahibidir ve m. 7/1 uyarınca bu durumun değerlendirmede dikkate alınması zorunludur.

Yönetmelik m. 11, aile temelli geri dönüş yükümlülüğünü düzenler: yabancı, talebi hâlinde, sınır dışı etme kararı yerine getirilinceye kadar Türkiye'de yasal olarak bulunan birinci ve ikinci derece akrabalarının yanında kalabilir. Bu yükümlülük yabancının talebi olmaksızın uygulanamaz ve yanında kalınacak akrabalardan yazılı muvafakat alınması gerekir.

Bu hükümler birlikte okunduğunda ortaya çıkan sonuç şudur: beraberinde çocuğu bulunan bir anne hakkında idari gözetim kararı verilirken, çocuğun yüksek yararının ve annenin özel ihtiyaç sahibi statüsünün değerlendirilmiş olması gerekir. Bu değerlendirmenin kararda görünmemesi, m. 5/4 ve m. 7/1'e aykırılık iddiasının dayanağını oluşturur.

Eğitim hakkı boyutu

Çocuğun merkezde bulunduğu süre uzadıkça eğitim hakkı bakımından ortaya çıkan sorun ağırlaşır. Yukarıda anılan YUKK m. 59/1-d'nin yanı sıra Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 42. maddesi kimsenin eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamayacağını düzenler. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme de taraf devletlere çocuğun eğitim hakkını tanıma yükümlülüğü yükler ve 3. maddesinde çocuğu ilgilendiren bütün işlemlerde çocuğun yüksek yararının temel düşünce olacağını belirtir.

TİHEK'in 6-12 yaş grubundaki çocukların eğitimlerinin devamının sağlanmasına ilişkin tavsiyesi, merkezdeki mevcut etkinliklerin bu yükümlülüğü karşılamadığını göstermektedir. Buradan iki ayrı sonuç çıkar. Birincisi, idari gözetimin süresi uzadıkça eğitim hakkına müdahalenin ağırlığı artar; dolayısıyla süre, ölçülülük değerlendirmesinin bağımsız bir unsurudur. İkincisi, merkezde eğitimin sağlanamaması, alternatif yükümlülüklerin uygulanmasını destekleyen somut bir gerekçe oluşturur.

Anayasa Mahkemesinin ölçütleri

Anayasa Mahkemesinin GGM koşullarına ilişkin içtihadı, çocuklar bakımından da yol göstericidir. Y.K. kararında (B. No: 2016/14347, 2/6/2020) Mahkeme, GGM'lerin sınır dışı edilmelerine karar verilen yabancıların barınma ve kontrol altında tutulmalarını sağlarken insan odaklı bir yaklaşımla çalışan kuruluşlar olduğunu; burada tutulan kişilerin yaşam hakkının korunması ile sosyal ve psikolojik açıdan güçlendirilmeleri temelinde hizmet vermeleri gerektiğini belirtmiştir. Bu ölçüt, merkez koşullarının çocuklar bakımından değerlendirilmesinde doğrudan uygulanabilir niteliktedir.

Abdulkadir Yapuquan kararında (B. No: 2016/35009, 2/5/2019) ise Mahkeme, idari gözetim kararında yasal sebeplerin gerekçelendirilmeksizin soyut şekilde tekrarlanmasını kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali sonucuna götüren unsur saymıştır. Beraberinde çocuğu bulunan bir kişi hakkında verilen kararda, çocuğun durumuna ilişkin hiçbir değerlendirme bulunmaması, bu ölçüt bakımından daha da zayıf bir gerekçelendirme anlamına gelir.

Değerlendirme ve öneriler

Mevcut mevzuat, beraberinde çocuğu bulunan yabancılar bakımından alternatif yükümlülüklerin uygulanmasına imkân veren ölçütleri zaten içermektedir. Sorun, kural eksikliğinden çok, bu ölçütlerin kararlarda görünür biçimde uygulanmamasından kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte mevzuat düzeyinde şu iyileştirmeler yerinde olacaktır:

  • Beraberinde çocuğu bulunan yabancılar hakkında idari gözetim kararı verilmesi hâlinde, kararda çocuğun yüksek yararına ilişkin ayrı bir değerlendirme bölümüne yer verilmesinin zorunlu tutulması.
  • Merkezde fiilen bulunan ancak hakkında karar bulunmayan çocukların kayıt altına alınması ve bu çocuklar bakımından da periyodik değerlendirme yapılması.
  • Okul çağındaki çocukların merkezde kaldığı sürenin, örgün eğitime erişim gözetilerek ayrıca sınırlandırılması.
  • Aile temelli geri dönüş ve belirli adreste ikamet yükümlülüklerinin, beraberinde çocuğu bulunan yabancılar bakımından öncelikli olarak değerlendirilmesi.

Çocuğun yüksek yararı ilkesi, sonucu tek başına belirleyen bir kural değildir; ancak tartılması zorunlu bir ölçüttür. Kararda hiç tartılmamış olması, o kararın hukuka uygunluğunu tartışmalı hâle getirir.

Kaynaklar

  • 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (RG 11.04.2013, S. 28615), m. 57, 57/A ve 59/1-ç, 59/1-d.
  • İdari Gözetime Alternatif Yükümlülüklere İlişkin Yönetmelik (RG 14.09.2022, S. 31953), m. 4, 5, 7 ve 11.
  • Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, İstanbul Çatalca Geri Gönderme Merkezi Ziyaret Raporu, Rapor No: 2026/45, 16/7/2026 tarihli ve 2026/778 sayılı Karar.
  • AYM İkinci Bölümü, Y.K., B. No: 2016/14347, 2/6/2020.
  • AYM Genel Kurulu, Abdulkadir Yapuquan, B. No: 2016/35009, 2/5/2019.
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 42; Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m. 3 ve 28.

Bu yazı 11 Eylül 2026 tarihi itibarıyla yürürlükteki mevzuat esas alınarak hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlı olup hukuki danışmanlık niteliği taşımaz; somut bir olayda bir avukata danışılması yerinde olur.

Bu yazı 11 Eylül 2026 tarihi itibarıyla yürürlükteki mevzuat esas alınarak hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki danışmanlık yerine geçmez. Somut olayınız bakımından bir avukata danışmanızı öneririz.

Bu Konuda Görüşme Talep Edin

İdari gözetim, sınır dışı etme veya geri gönderme merkezi süreçlerinde dosyanızı birlikte değerlendirelim.

Görüşme Talebi
MİSAKLEX · İSTANBUL

Konum ve yol tarifiLocation and directionsالموقع والاتجاهاتАдрес и маршрут

Büromuza ulaşın.Find your way to our office.تعرّف على طريق الوصول إلى مكتبنا.Как добраться до нашего офиса.

Karagümrük, Küçük Çeşme Sk.
No: 4, Daire: 1
34093 Fatih / İstanbul
Yol tarifi al ↗Get directions ↗الحصول على الاتجاهات ↗Построить маршрут ↗ Google Haritalar’da açOpen in Google Mapsفتح في خرائط GoogleОткрыть в Google Картах