Yabancılar ve Göç Hukuku

İdari Gözetim Gerçekten Son Çare mi? Geri Gönderme Merkezleri ve YUKK m. 57/A Kapsamında Alternatif Yükümlülükler

Yabancılar ve Göç Hukuku Yazıları

Hakkında sınır dışı etme kararı alınan bir yabancının geri gönderme merkezinde (GGM) tutulması, Türk hukukunda kural değil istisnadır. Mevzuat bunu açıkça söyler: idari gözetim, ancak daha az kısıtlayıcı tedbirler yetersiz kaldığında başvurulabilecek bir yoldur. Buna rağmen uygulamada çoğu dosyada idari gözetim kararı, alternatif yükümlülüklerin hiç tartışılmadığı tek cümlelik bir gerekçeyle verilmektedir. Bu yazı, mevzuatın kurduğu "son çare" ölçütünü, bu ölçütün kendi içindeki gerilimi ve Anayasa Mahkemesinin gerekçe denetimine ilişkin yaklaşımını ele almaktadır.

Mevzuat ne diyor?

6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun (YUKK) 57. maddesinin ikinci fıkrası — 6/12/2019 tarihli ve 7196 sayılı Kanunun 77. maddesiyle değiştirilmiş hâliyle — şu düzenlemeyi içerir: hakkında sınır dışı etme kararı alınanlardan kaçma ve kaybolma riski bulunan, Türkiye'ye giriş veya çıkış kurallarını ihlal eden, sahte ya da asılsız belge kullanan, kabul edilebilir bir mazereti olmaksızın Türkiye'den çıkmaları için tanınan sürede çıkmayan, kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar hakkında "valilik tarafından idari gözetim kararı alınır ya da 57/A maddesi uyarınca idari gözetime alternatif yükümlülükler getirilir".

Bu ifade, tartışmanın çıkış noktasıdır: kanun koyucu aynı sebeplere iki ayrı sonuç bağlamış ve bunlar arasında bir tercih yapılmasını öngörmüştür. Dolayısıyla "son çare" ölçütü yalnızca yönetmelikten çıkan bir ilke değil, kanunun kendi kurduğu ikili yapının sonucudur.

Sürelere ilişkin olarak m. 57/3 uyarınca geri gönderme merkezlerindeki idari gözetim süresi altı ayı geçemez. Bu noktada sık yapılan bir hataya dikkat edilmelidir: altı aylık uzatma, sınır dışı işlemlerinin herhangi bir nedenle tamamlanamamasına bağlı değildir. Kanun uzatmayı, işlemlerin "yabancının iş birliği yapmaması veya ülkesiyle ilgili doğru bilgi ya da belgeleri vermemesi nedeniyle" tamamlanamaması hâliyle sınırlamıştır. Gecikme idarenin kendi işleyişinden, konsolosluk yazışmalarının uzamasından veya seyahat belgesinin temin edilememesinden kaynaklanıyorsa, uzatmanın kanuni şartı oluşmamış olur. Uzatma kararında gecikmenin yabancıya atfedilebilir olduğunun gösterilmesi gerekir.

Madde 57/4 (7196 sayılı Kanunla değişik) gözetimin devamında zaruret bulunup bulunmadığının valilik tarafından her ay düzenli olarak değerlendirilmesini, gerek görüldüğünde otuz günlük sürenin beklenmemesini ve zaruret görülmeyen yabancılar için gözetimin derhâl sonlandırılmasını öngörür. Aynı fıkranın son cümlesi, bu yabancılara 57/A uyarınca alternatif yükümlülüklerin "getirilir" biçiminde, yani takdire bırakılmayan bir ifadeyle uygulanacağını söyler.

Kanuna aynı Kanunun 78. maddesiyle eklenen m. 57/A, alternatif yükümlülükleri sayar. Maddenin ikinci fıkrası bu yükümlülüklerin süresinin yirmi dört ayı geçemeyeceğini; üçüncü fıkrası ise m. 57/2 kapsamında olup da idari gözetim altına alınmayan yabancılara bu yükümlülüklerden birinin ya da birkaçının getirilmesinin zorunlu olduğunu düzenler. Hükmün uygulanmasını gösteren İdari Gözetime Alternatif Yükümlülüklere İlişkin Yönetmelik, 14 Eylül 2022 tarihli ve 31953 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. Kanun ve Yönetmelik birlikte yedi yükümlülük öngörür:

  • Belirli adreste ikamet etme
  • Bildirimde bulunma (parmak izi doğrulaması, ses tanıma uygulaması veya il müdürlüğünde ıslak imza)
  • Aile temelli geri dönüş (Türkiye'de yasal olarak bulunan birinci ve ikinci derece akrabaların yanında kalma)
  • Geri dönüş danışmanlığı
  • Kamu yararına hizmetlerde gönüllülük esasıyla görev alma
  • Teminat (Yönetmelik m. 14 uyarınca yüz bin Türk lirası; her yıl yeniden değerleme oranında artırılır)
  • Elektronik izleme

"Son çare" ölçütü nereden çıkıyor?

Kanunun m. 57/2 ve 57/A/3 ile kurduğu yapı, yönetmelik düzeyinde daha açık bir kurala dönüşmüştür.

Alternatif yükümlülüklerin idari gözetimden önce geldiği, Yönetmeliğin 7. maddesinde açık bir kural olarak yazılıdır. Maddeye göre yabancının alternatif yükümlülüklere tabi tutulup tutulmayacağının idari gözetim altına alınmadan önce değerlendirilmesi esastır; bu değerlendirme bireysel olarak yapılır ve kişinin özel ihtiyaç sahibi veya hassas durumda olup olmadığı, yaşı, sağlık durumu, cinsiyeti ve ailevi durumu dikkate alınır. İdari gözetime ancak "alternatif yükümlülüklerin uygulanmasının mümkün olmaması veya yeterli olmaması" hâlinde başvurulabilir.

Yönetmelik m. 5/4 de aynı yönde bir tartma ölçütü koyar: değerlendirme yapılırken yabancının özgürlük ve güvenlik hakkı, aile bütünlüğü, çocuğun yüksek yararı ile kamu düzeni, kamu sağlığı ve kamu güvenliği arasındaki denge gözetilir.

Buradan çıkan hukuki sonuç şudur: idari gözetim kararı, yalnızca m. 57/2'deki sebeplerden birinin varlığını göstermekle hukuka uygun hâle gelmez. Kararın ayrıca, daha az kısıtlayıcı hangi tedbirlerin değerlendirildiğini ve bunların neden yetersiz görüldüğünü ortaya koyması gerekir. Bu değerlendirmenin hiç yapılmamış olması ya da yapıldığının kararda görünmemesi, tek başına bir hukuka aykırılık iddiasının konusunu oluşturur.

Kanun, bu gerekçenin yazılı olarak muhataba ulaşmasını da güvence altına almıştır. Madde 57/5 uyarınca idari gözetim kararı, sürenin uzatılması ve her ay düzenli olarak yapılan değerlendirmelerin sonuçları, gerekçesiyle birlikte yabancıya veya yasal temsilcisine ya da avukatına tebliğ edilir; kişi bir avukat tarafından temsil edilmiyorsa kendisi veya yasal temsilcisi kararın sonucu, itiraz usulleri ve süreleri hakkında bilgilendirilir. Aylık değerlendirmelerin yalnızca dosyada kalan bir iç işlem olmadığı, tebliği gereken birer karar olduğu buradan anlaşılmaktadır.

Mevzuatın kendi içindeki gerilim

Bununla birlikte aynı Yönetmeliğin 6. maddesinin dördüncü fıkrası ters yönde bir hüküm içerir. Bu fıkraya göre, m. 57'deki sebeplerden biri bulunan yabancılar hakkında şu dört durumdan birinin ya da birkaçının varlığı hâlinde "öncelikli olarak idari gözetim altına alınması esastır":

  • İdari gözetim altına alınmaması durumunda ülkesiyle ilgili doğru bilgi ve belgelere ulaşılamayacak olması,
  • Kimlik ve uyruğunun tespiti amacıyla idari gözetim gerekmesi,
  • Yabancının idare ile iş birliği yapmaması,
  • İdari gözetim altına alınmaması durumunda ülkesine geri gönderilemeyecek olması.

Aynı metin içinde, 7. madde alternatif değerlendirmeyi kural, gözetimi istisna sayarken; 6. maddenin dördüncü fıkrası dört hâlde gözetimi "esas" ilan etmektedir. Bu iki hüküm birbirini tüketecek biçimde okunursa, uygulamada 6/4'teki hâllerin geniş yorumlanması, 7/1'deki bireysel değerlendirme yükümlülüğünü fiilen işlevsiz bırakabilir. Özellikle "idare ile iş birliği yapmama" ölçütü, tanımı verilmemiş ve sınırı çizilmemiş bir kavramdır; pasaport ibraz edememek ile kasten bilgi saklamak arasındaki farkın kararda gösterilmemesi hâlinde bu bent, gerekçe üretmeyi kolaylaştıran bir kalıba dönüşme riski taşır.

Kanaatimizce doğru yorum, 6/4'ü 7/1'in istisnası değil, onun içindeki "yeterli olmama" değerlendirmesinin örneklendirilmesi olarak okumaktır. Yani idare, 6/4'teki bir hâle dayansa dahi, o hâlin somut olayda neden alternatif yükümlülüklerle giderilemediğini göstermek zorundadır. Aksi yorum, Yönetmeliğin dayandığı YUKK m. 57/A'nın amacıyla ve aşağıda ele alınan anayasal ölçütle bağdaşmaz.

Anayasa Mahkemesi gerekçesiz kararı nasıl denetliyor?

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 2/5/2019 tarihli Abdulkadir Yapuquan kararında (B. No: 2016/35009) idari gözetim kararlarının gerekçesine ilişkin belirleyici tespitlerde bulunmuştur. Karara konu olayda, Çin Halk Cumhuriyeti vatandaşı ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından mülteci kabul belgesi verilmiş olan başvurucu hakkında sınır dışı etme ve idari gözetim kararı alınmış, başvurucu on iki ayı aşan bir süre GGM'de tutulmuştur.

Mahkeme, idari gözetim altına almanın Anayasa'nın 19. maddesiyle kabul edilmiş istisnai bir yetki olduğunu belirttikten sonra, sınır dışı etme veya iade işlemleri gerekli özen içinde yürütülmezse kişiyi özgürlüğünden yoksun bırakmanın meşruiyetinden söz edilemeyeceğini ifade etmiştir. Somut olayda ihlal sonucuna götüren gerekçe iki ayak üzerinde kurulmuştur:

Birincisi, soyut gerekçe sorunu. Mahkemeye göre idari gözetim kararında kamu düzeni ve kamu güvenliği gibi yasal sebepler "gerekçelendirilmeksizin soyut şekilde tekrarlanarak" başvurucu özgürlüğünden mahrum edilmiştir. Başvurucunun hangi öznel durumu yüzünden tehdit oluşturduğu konusunda kararda bir açıklama bulunmaması, Anayasa Mahkemesinin tutmanın hukukiliğini değerlendirebileceği bir veriye ulaşamamasına yol açmıştır. Bu tespit, gerekçe eksikliğinin yalnızca bir şekil kusuru değil, denetimi imkânsız kılan esasa ilişkin bir sakatlık olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.

İkincisi, süre ve periyodik değerlendirme. Mahkeme, idari gözetim kararının aylık zaruret değerlendirmesine tabi tutulması zorunluluğu bulunmasına karşın değerlendirmenin sürenin dolmasından dokuz gün sonra yapılmış olmasını, kanunilik şartına aykırılık oluşturan ayrı bir sebep olarak saymıştır. Buradan çıkan pratik sonuç şudur: aylık değerlendirmenin yapılmış olması yetmez, zamanında yapılmış olması gerekir; gecikme tek başına hukuka aykırılık doğurur.

Bu karar 57/A'dan önceki döneme ilişkin olmakla birlikte, getirdiği ölçüt alternatif yükümlülükler rejimine doğrudan uygulanabilir. Gerekçede "kamu düzeni" ifadesinin tekrarı yeterli sayılmıyorsa, alternatif yükümlülüklerin neden yetersiz görüldüğüne dair tek satır açıklama içermeyen bir karar da aynı denetimi geçemeyecektir.

Uygulamada hangi noktalara bakılmalı?

İdari gözetim kararının hukuka uygunluğu tartışılırken kararın kendisinde aranması gereken unsurlar şunlardır:

  • Kararda m. 57/2'deki hangi sebebe dayanıldığı ve bu sebebin somut olaydaki dayanağının ne olduğu,
  • Alternatif yükümlülüklerin değerlendirilip değerlendirilmediği; değerlendirildiyse hangisinin neden uygulanamaz veya yetersiz görüldüğü,
  • Yönetmelik m. 7/1 uyarınca bireysel değerlendirmenin yapılıp yapılmadığı; kişinin yaşı, sağlık durumu, ailevi durumu ve özel ihtiyaç sahibi olup olmadığının dikkate alınıp alınmadığı,
  • Aylık zaruret değerlendirmelerinin fiilen ve zamanında yapılıp yapılmadığı, sonuçlarının m. 57/5 uyarınca gerekçesiyle tebliğ edilip edilmediği,
  • Süre uzatılmışsa, gecikmenin m. 57/3'ün aradığı biçimde yabancının iş birliği yapmamasından veya bilgi/belge vermemesinden kaynaklandığının gösterilip gösterilmediği,
  • Yönetmelik m. 7/4 uyarınca, geri gönderme merkezine götürülmeye ilişkin kırk sekiz saatlik süre içinde alternatif yükümlülük gerektiği tespit edilmişse idari gözetim kararının sonlandırılıp sonlandırılmadığı.

İdari gözetim kararına karşı, m. 57/6 uyarınca kişinin kendisi, yasal temsilcisi ya da avukatı sulh ceza hâkimine başvurabilir. Başvuru idari gözetimi durdurmaz; hâkim incelemeyi beş gün içinde sonuçlandırır ve kararı kesindir. Şartların ortadan kalktığı veya değiştiği iddiasıyla yeniden başvurulması mümkündür — bu, gözetim süresince tekrarlanabilen bir denetim yolu olduğu anlamına gelir.

Sınır dışı etme kararına karşı ise, m. 53/3'ün 21/11/2024 tarihli ve 7533 sayılı Kanunun 36. maddesiyle değiştirilmiş hâli uyarınca kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine başvurulur. Bu iki yol birbirinden bağımsızdır ve farklı mercilere aittir; birinin kullanılması diğerinin yerine geçmez.

Sonuç

Türk hukukunda idari gözetim, mevzuatın lafzına göre son çaredir. Ancak bu niteliğin kâğıt üzerinde kalmaması, kararın gerekçesinde görünür olmasına bağlıdır. Yönetmelik m. 7/1 bireysel ve önceden yapılan bir değerlendirme zorunluluğu getirmişken, m. 6/4'ün dört hâlde gözetimi "esas" sayan ifadesi bu zorunluluğu zayıflatma potansiyeli taşımaktadır. İki hükmün bağdaştırılması, 6/4'ün de nihayetinde 7/1'in aradığı "yeterli olmama" gerekçesini gerektirdiğinin kabulüyle mümkündür. Anayasa Mahkemesinin soyut gerekçeyi yeterli saymayan ve gecikmiş periyodik değerlendirmeyi kanunilik ihlali sayan yaklaşımı da bu yorumu desteklemektedir. Mevzuat düzeyinde ise m. 6/4 ile m. 7/1 arasındaki ilişkinin açıkça düzenlenmesi, uygulamadaki belirsizliği azaltacaktır.

Kaynaklar

  • 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (RG 11.04.2013, S. 28615), m. 53, 57 ve 57/A (m. 57/2, 57/4 ve 57/A: Ek ve değişik 6/12/2019-7196/77-78 md.; m. 53/3: Değişik 21/11/2024-7533/36 md.).
  • İdari Gözetime Alternatif Yükümlülüklere İlişkin Yönetmelik (RG 14.09.2022, S. 31953), m. 5, 6 ve 7.
  • AYM Genel Kurulu, Abdulkadir Yapuquan, B. No: 2016/35009, 2/5/2019 (Basın Duyurusu BB 45/19, 17.5.2019).
  • Meltem İneli Ciğer, "Uluslararası Hukuk ve Karşılaştırmalı Hukukta İdari Gözetime Alternatif Tedbirler", Public and Private International Law Bulletin, C. 40, S. 2, 2020, s. 799-829.

Bu yazı 11 Eylül 2026 tarihi itibarıyla yürürlükteki mevzuat esas alınarak hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlı olup hukuki danışmanlık niteliği taşımaz; somut bir olayda bir avukata danışılması yerinde olur.

Bu yazı 11 Eylül 2026 tarihi itibarıyla yürürlükteki mevzuat esas alınarak hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki danışmanlık yerine geçmez. Somut olayınız bakımından bir avukata danışmanızı öneririz.

Bu Konuda Görüşme Talep Edin

İdari gözetim, sınır dışı etme veya geri gönderme merkezi süreçlerinde dosyanızı birlikte değerlendirelim.

Görüşme Talebi
MİSAKLEX · İSTANBUL

Konum ve yol tarifiLocation and directionsالموقع والاتجاهاتАдрес и маршрут

Büromuza ulaşın.Find your way to our office.تعرّف على طريق الوصول إلى مكتبنا.Как добраться до нашего офиса.

Karagümrük, Küçük Çeşme Sk.
No: 4, Daire: 1
34093 Fatih / İstanbul
Yol tarifi al ↗Get directions ↗الحصول على الاتجاهات ↗Построить маршрут ↗ Google Haritalar’da açOpen in Google Mapsفتح في خرائط GoogleОткрыть в Google Картах